3 Kasım 2014 Pazartesi

Kadiriye seceresi /ekrem Kaya şeyhi mürşidan el kadiri/Şeyh hafız mehmet el kadiri

http://www.esseyhhacihafizmustafaozgur.com/abdulkadir-geylani-ks-hazretleri-ve-kadiri-tarikati-silsilesi/

Secerei Kadiri silsile

Kadiri Silsilesi

Her toplumun manevi bir büyüğü bir manevi başı vardır. Bu baş o topluluğun kutbudur. Bütün zahirî ve manevi olgunluğu şahsında toplamış olan bu kutuba GAVS denir. Her devirde bir tanedir. İşte kendi devrinin, kendi asrının en büyüğü, Gavsül-Azam’ı da Abdülkadir Geylani Hazretleridir. Günümüzden 945 yıl önce yani Hicri 471 yılında “Geylan” kasabasında dünyaya gelmiştir. Bu fani alemde 90 yıl yaşamış ve ebedi aleme göçmüştür. Babası Seyyid Ebu Salih’tir. Soyu baba tarafından Hz. Hasan (r.a.) Efendimize, anne tarafından Hz. Hüseyin (r.a.) Efendimize dayanır. Yani hem anne hem de baba tarafından soyu Peygamber Efendimize dayanır. Abdulkadir Geylani Hazretleri Hanbeli mezhebinde idiler. Türbesi Bağdat’tadır. Tarikatı Kadiriye ‘nin manevi silsilesini altun zincirinin halkalarını üç bölümde ele alabiliriz.

1. bölüm; Rasulullah (s.a.v.)’dan Abdulkadir Geylani Hazretlerine kadar uzanan bölümdür.

2. bölüm; Abdulkadir Geylani Hz. ‘den kol pirimiz Eşşeyh Esseyyid Abdurrahman-ı Halis-i Talabani Hz.  uzanan bölümdür.

3. bölüm; Eşşeyh Abdurrahman-ı Halis-i Talabani Hz. ‘den bizlere kadar yani günümüze kadar uzana gelen bölümdür.

Manevi silsilesine gelince Peygamber Efendimizden sonra (s.a.v.) sırası ile :

Yine burada  şunu izah etmek durumundayız ;

Hayri Baba Hazretleri bizimle birlikte sekiz adet halife (vekil) tayin etmiştir. Bu kardeşlerimiz de aldıkları görev gereği Ümmet-i Muhammed’i Hakka davet etmeye çalışıyorlar. Bu kardeşlerimden ikisi Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Allah, kendilerine rahmetiyle muamele etsin, manevi makamlarını yükseltsin.

Bizim tarikatımız: Tarikatı Kadiriyye’nin Halisiyye Koludur. Tarikat Pirimiz Gavsul Azam Abdulkadir Geylani’dir. Kol Pirimiz Abdurrahman-ı Halisi Talabanî’dir.


Posted via Blogaway

19 Ekim 2014 Pazar

SEYYİDİ  ABDÜLKADİR GEYLANİ HZ ESERLERİ
SOHBET LERİ SESLİ KİTAP
http://www.meviza.com/sohbet/kirkaltinci-sohbet-resulullaha-tabi-olmak/

8 Nisan 2014 Salı

ABDÜLKADİRİ GEYLANİ HAZRETLERİNDEN SOHBET
Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir, ne de kulağına ayıp gider.
Müminin adeti önce düşünüp sonra konuşmaktır. Münafık ise önce konuşur, sonra düşünür.
Kendine bir ağırlık veren kimsenin hiçbir ağırlığı yoktur.
Hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk olmaz.
İnsan Allah’a kalıbıyla değil, kalbiyle ibadet eder.
Kalp Kitab ve Sünnete göre amel ...ederse kurbiyet (yakınlık) kazanır. Bunu kazanınca da neyin kendi lehine ve aleyhine, neyin Allah için veya başkası için, neyin de hak ve batıl olduğunu bilir ve görür.
Tasavvuf yolu zâhirî ve bâtınî hükümlere riayet etmeyi ve her şeyden fânî olmayı gerektirir.
Yerini bilmeyene kader yerini öğretir.
Sahte rabler boyundan çıkarılıp atılmadıkça, sebeplerle ilişik kesilmedikçe, fayda ve zararı insanlardan bilmeyi terketmedikçe kurtuluş mümkün değildir.
Kur’an’dan, hakkında tartışarak değil, içindekilerle amel ederek faydalanın.
Sûfî bâtınını ve zâhirini Allah’ın Kitabına ve Resulünün sünnetine uyarak arıtandır. O, sâfiyeti arttıkça vücud denizinden çıkar; iradesini, dilek ve ihtiyarını terkeder.
Kalp sâlih olunca dâimî zikir elde edilir ve kalbin her tarafına Hakk’ın zikri yazılır. Böyle bir kalbin sahibinin gözleri uyuyabilir ama kalbi Rabbini zikreder.
Sabır, hayrın temelidir.
Sağlam bir kalp tevhid, tevekkül, yakîn, tevfik, ilim, iman ve kurbiyet ile dolar.
Mürid tevbesinin gölgesinde, murâd ise Rabbinin inayetinin gölgesinde kâimdir.
İnanan kimse Allah’tan başka kimseden korkmaz ve başkasından hiçbir şey beklemez.
Zâhir fıkhını öğren, sonra bâtın fıkhına yönel.
Zâhir ilimleri görünen kısmın ışığıdır. Bâtın ilimleri ise görünmeyen kısmın.
Bâtın bilgisi, seninle Rabbin arasındaki ışıktır.
Kaderin gelmesinden rahatsız olma, onu kimse döndüremez ve kimse engel olamaz. Takdir olunan şey mutlaka gerçekleşir.
Bidâyetin [1] zorluklarına sabrederseniz nihayetin [2] rahatı size ulaşır.
Bidâyet sıkıntıdır, nihâyet ise sükûn.
Sâlihlerin kalpleri faydayı da zararı da Rablerinden bilir.
Zühd ve tevhidi sağlam olan kişi, halkın elini ve varlığını görmez. Allah’tan başka veren ve üstün kılan görmez.
Sıddîk gözünün, güneş ve ayın değil, Allah’ın nuruyla bakar.
Hayânın hakikati, yalnızlıkta ve toplulukta Rab’dan utanmaktır.
Kalp sırra, sır da Hakk’a itimat ederek sükûn bulur.
Her çeşit hayır Allah katında, her çeşit şer de başkalarının yanındadır.
İnsanlar arasında zenginle fakir ayırımı yapan kurtuluşa eremez.
Bütün insanlar seni kendi menfaati için ister, Allah ise seni senin menfaatin için ister.
Geçim yollarının yaratıcısını unutup geçim yollarına takılıp kalan, bakiyi unutup fani ile sevinen kimse ne kadar da cahildir!
Dünya bir topluluğa, ahiret bir topluluğa, Hak (c.c.) da bir topluluğa aittir.
Tasavvuf yolu sâlihleri görüp onların sohbetlerini ezberlemekle katedilmez.
Resulullah hariç her mahluk perdedir; Resulullah ise kapıdır.
Hak’tan korkanın korkusu arttıkça kalbi ona korkuyu unutmayı öğretir. Onu Hakk’a yakınlaştırır. Ona müjdeler verir.
Sûfîlerden biri demiş ki: “Fâsığın yüzüne ancak ârif kullar güler.”
Bir şeyi hatırlamak Allah’ı unutturuyorsa, o şey o kişi için uğursuzdur.
Kulun kalbi Rabbine erince Rabbi onu kimseye muhtaç etmez.
Sûfîlerin geceleri gece, gündüzleri de gündüz değildir.
Sûfîler ‘niçin’i, ‘nasıl’ı, ‘yap’-‘yapma’yı unutarak, kendilerini Rablerinin önüne atmışlardır.
Sûfîler ahirete göre akıllı, dünyaya göre delidirler.
Hakk’ı bulursan eşyayı ondan görürsün. Ne düşmanın kalır, ne üzerinde hakkın olan biri.
Allah’ı bilen kimsenin O’na karşı iradesi kalmaz.
Allah’tan başka herşey puttur.
Allah’a ancak, O’ndan başka herşeyi terkeden kimseler yaklaşabilir.
Eğer O’nu bilseydiniz başkasını inkar eder, sonra da O’nun gayrısını O’nun vasıtasıyla bilirdiniz.
Teslim ol, rahat bul.
Allah’ı arayan O’nu bulur.
Faydayı ve zararı Allah’ın dışındakilerden bilenler Allah’ın kulu değildir.
Tövbe, yönetim değişikliğidir.
Sûfîlerden biri demiş ki: “İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma!”
O’nun uğrunda mücahede edene O hidayet yollarını gösterir.
Veliliğin şartı gizlenmek, nebiliğin şartı açıklamaktır.
Nasibin olanı kaybetmezsin, onu senden başkası yiyemez. O başkasının nasibi olmaz. Nasibini ona hırs göstermekle elde edemezsin.
Günahların kötü bir kokusu vardır. Allah’ın nuru ile bakanlar bunu anlar, fakat halktan gizler, onları rezil etmezler.
Akıllı kimse ölümü düşünen ve kaderin getirdiğine razı olandır.
Allah Teâlâ rızıkların taksimini bitirmiştir. Rızıkta zerre miktarı artma ve eksilme olmayacaktır.
Dünya herkesi boğacak kadar engin bir denizdir.
Şöyle denilmiştir: “Şeriatın şahitlik etmediği her hakikat zındıklıktır.”
Allah’ı tanıyan O’nu sever. O’nu seven O’na uyar.
Zâhid olan kalptir, ceset değil.
İlim kılıç, amel el gibidir. El olmadan kılıç kesmez. Kılıç olmadan da el kesmez.
Kur’an’ın iki yönü vardır: O’nun elinde olan yönü, bizim elimizde olan yönü.
Belâlar kula Cenab-ı Hakk’ın kapısını çalmayı öğretir.
Derdi de yaratan O’dur, devayı da. O kendisini öğretmek için belâya mübtela kılar. Böylece hem belâ verebileceğini, hem de bunu kaldırabileceğini gösterir.
Rabbinizin kereminden dileyin, icabet etse de etmese de O’ndan isteyin. Çünkü O’ndan istemek ibadettir.
O’nu tanısaydınız, O’nun önünde dilleriniz lâl kesilirdi; kalpleriniz ve diğer uzuvlarınız her halinde edepli olurdu.
Sâlihlerden birisine “Neyi arzu ediyorsun?” diye sorulduğunda, “Arzu etmemeyi arzu ediyorum.” diye cevap verdi.
Sûfîlerin yolculukları Hakk’a kurbiyet ülkesinde son bulur.
Yolculuk, kalbin yolculuğudur. Vuslat, sırların vuslatıdır.
Allah’ın takdirini O’nun aleyhine delil yapmayın; çalışın, çabalayın.
Kader üzerinde durup onu delil göstermemiz uygun değildir. Bilakis biz çalışır, çabalar ve ne itiraz, ne de tembellik etmeyiz.
Sûfîler Allah Teâlâ’nın Kendisinden başka bir şey istemezler. Onlar nimeti değil, nimet bahşedeni, halkı değil Hâlık’ı isterler.
Sevenle sevmeyen rıza halinde değil, hoşnutsuzluk halinde belli olur.
Marifet ve ilim, öz ile kabuğu birbirinden ayırır.
Akıllı kişi, işlerin başlangıcına değil, sonucuna bakar.
İnsanların çoğunun helaki, küçük günahları sebebiyledir.
İlim öyle bir şeydir ki sen bütün varlığını ona adadığın zaman o sana ancak bir parçasını verir.
Bilgi hayat, bilgisizlik ölümdür.
Bu ilim [tasavvuf ilmi], kitap sayfalarından değil, Allah erlerinin ağzından alınır.
Dünya hikmettir, ahiret ise kudret. Hikmet alet ve sebeplere ihtiyaç duyar, kudret ise duymaz.
Mümin dünyada, zâhid ahirette gariptir. Ârif ise Allah’ın dışındaki her yerde gariptir.
Dünya nefslerin, ahiret kalplerin, Allah ise sırların sevgilisidir.
Ârif, Allah’a her an bir öncekine göre daha yakındır.
Ârif hem dünyada, hem de ahirette yabancıdır.
Bu işin başı Allah’tan başka tanrı olmadığına şehadet etmek, son noktası ise bütün nesneler ve davranışların birbirinin aynı olmasıdır.
Nefsine hiçbir hâli ve makamı nispet etme!
Ademoğlunun başına gelen her türlü belâ, Rabbinden şikayet etmesi yüzündendir.
Amelinin karşılığında ödüllendirilmeyi bekleyen, muhlis değildir.
Ahireti isteyene dünyada zühd gerekir; Allah’ı isteyene ise ahirette zühd gerekir.
Kazayı engelleyen dua, yine kazayı önlemesi mukadder olan duadır.
Herşeyde O’nun isimlerinden bir isim mevcuttur, herşeyin ismi O’nun ismindendir.

gavsı azam


Fotoğraf


 


Sevsende sevmesende
Gelsende gelmesende

Kendin kadar hürsün alemde
Ya farkı fark et
Yada kendini farklı görme
Y.a.kadiri
Örttüğü zaman geceye
Açtıldığı zaman gündüze
.leyl.1/2
Gündüzün nimetini sermaye bilen
Gecenin rahmetiyle nur ola/y.a.kadiri

Şeriat, Tarikat, Hakikat, Mârifet nedir?

Tasavvuf ve Tarikat
Tasavvuf dilde hiçbir şey, gönülde herşeydir
Tarikat Nedir?
Şeriat, Tarikat, Hakikat, Mârifet nedir?
Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki “Şeriat kavlim, tarikat halim, hakikat Re’sülmâlimdir”. Yani Allah’la ahdim üzere şeriate uyarım fakat şu andaki halim Allah’a giden yol üzerinde istikrar üzere oluşumdur. Varacağım nokta ise Hakikat...’tir çünkü bu bana ezelden nasip olmuştur.

Şeriatte kısas vardır. Tarikat fiilin Hak olduğunu bilir ama vasıtayla da ilgilenir. Hakikat vasıtadan geçmiş, Allah’ı ile meşguldür. Mârifet ise halkta Hakkı görmek derecesine ermek demektir. Tarikatın icabı sükûttur, fiilin Hakk’tan olduğunu bilen nasıl konuşur.

Şeriatte helâl olan tarikatte haram, tarikatte helâl olan hakikatte haramdır. Meselâ kısas şeriatte helâldir, tarikatte haramdır.
Hz. Ali der ki “Sen bana haramdan geç dedin ben ise helâlinden de geçtim”.

Tarikatın ilk basamağı şeriattır. İlâhî hükümlerin kul tarafından îfâsını emredici kanun demektir. Hakikat ise tarikatın üst seviyesidir. Demek ki tarikat şeriatten hakikate varan yoldur. Hakikatle kuvvetlenmeyen şeriat ve şeriate bağlı olmayan hakikat makbul değildir. Tarikat; şeriatın meyvesi, hakikatin ağacıdır.

Tarikatte kutup makamına gelen kişi şeriat, tarikat, mârifet derecelerini geçmiş, seçilmiş, beğenilmiş ve sâfiyet kazanmış olursa (bu 7 makam, 4+3, Fâtiha’nın 7 âyetine, insanın cemâlinde olan 7 işarete, ayrıca ateş, hava, su ve toprak ile akıl, ruh ve nefse işarettir) o vakit devrin sahibi olur. Onun için Peygamber Efendimiz "beni gören Allah’ı görür, kim ki Allah’ın velisine ihanet ederse Allah’a ihanet eder" buyurmuştur.

Şeriat, tarikat, hakikat, mârifet sadece insanın geçirdiği evreler değildir. Dünya ve tabiat yani madde de bu devreleri geçirir.

Şeriat deri, tarikat et, hakikat kemik, mârifet iliktir.

Şeriat ilaç, tarikat ilacı yutmak, hakikat ise hastalığın geçmesidir.

Şeriat meşale, tarikat yol, hakikat varılacak yerdir.

Şeriat ilimdir, tarikat ameldir, hakikat o amelin semeresidir.

Şeriat gemi, tarikat deniz, hakikat oradaki incilerdir.
 
Dünden kendine verdiği
Kendi misali olur insanın
Kendini göremediği alemde
İbrette kendi vardır ne desen nafile...y.a.kadiri
CEHENNEM DEYİNCE

Son ana gelince
Düşünürsün yerince
Perdeler çekilince
Pişmanlığındır cehennem...

Affa olsanda masar
Yüzün gene yere bakar
Göz yaşın seni yıkar
Pişmanlığındır cehennem
Y.a.kadiri

Fotoğraf: CEHENNEM DEYİNCE

Son ana gelince
Düşünürsün yerince
Perdeler çekilince
Pişmanlığındır cehennem

Affa olsanda masar
Yüzün gene yere bakar
Göz yaşın seni yıkar
Pişmanlığındır cehennem
Y.a.kadiri
 





yasin akın

Kendine gelmek
Kendine dönmek
Kendinle yüzleşmek
Kendini görmek

Bulduğuna inanmak...
Bulduğunda kalmak
Bulduğunda yanmak
Bulduğunda yok olmak

Yokta varlığa ulaşmak
Vakit gece
Er işinde bunları yaşamak
Y.a.kadiri
Devamını Gör
Zamanda yolcuyken dünya içinde
Varlığın an lamı unutulur nediye

Ne ararda ne bulacaksın bu alemde
Hırsın neye derdin neye kinin neye
...
Sen dön bi kendine bak bi haline
bakarmısın bi o ilahi sözlere

Bu baş eğilmedikçe secdeye
Ne bildim de nede oldum de
y.a.kadiri
  •  

  • Yasin Akın, Yasin Akın'ın fotoğrafını paylaştı.
    Halin kendi halin ise gerek yok başkasına benzeme
    Fikrin kendi düşüncenden ibaretse kalbine kulak ver hele

    Aradığın kendinse doğru soruları bul kendine cevabıda kendinde
    Ne kimsenin sorusuyla nede verdiği cevapla yalan söyleme kendine
    y.a.kadiri
     

    yasin akın kadiri

    İnsanlığın rehberi/bütün alemlerin
    MUSTAFASI HATEMEN NEBİY
    RESULİ EKREM EFENDİMİZE
    SELATU SELAM OLSUN

    Hayıflanarak kusurmu arasın da bu gönül
    Sevmeden sev giyi nerden alacaktı
    Ser dende sel dende gülerek geçtik
    Hoş ile olana hoş olduk da geçtik.y.a

    Ser hoş un bahanesiydi sevdiğinden aldığı tat
    Ser hoş luğuna
    Mezesi muhabbet mezezesi sohbet olup
    Dumanlaşırdı gözleri gizliydi sevinci
    Dostlarından aldığı demde
    İdi sırrı esrarı huu ile hu/.y.a.kadiri
    Kulun farz ile tanımaktır işi
    Taktiri hakkın işi
    Kendini tanır ise kişi
    Vesvesesiz çözer her işi
    Allah hiç yap dermi şer işi/y.a.kadiri

    yasin akın

    y.a.kadiri
    Fotoğraf: y.a.kadiri

    halin halim olsun

    Halin halim olsun gözlerindeki sen olayım
    Yaşayayım ol anıki ben sende yok olayım
    Kimsizliğimdir seni sevmek aşkın ile har olayım. y.a

    25 Şubat 2014 Salı

    Tesbiha


    yasin akın kadiri

    Zikri kadiri sela


    yasin akın kadiri

    Sultanül evliya el bazül eşheb

    http://www.esseyhhacihafizmustafaozgur.com/kadiri-silsilesi/esseyh-esseyyid-abdulkadir-geylani-k-s/


    yasin akın kadiri